Phone :0216 344 54 07

Consumers Problems About Temporary Subscription To Utility Services

Geçici Abonelik talebiyle başvuruda bulunan tüketici/kiracının başvurusunun reddini hukuka uygun bulan yerel mahkeme ve Hukuk Genel Kurulu kararları Tüketici Hukuku özelinde kabulü mümküne imkan bulunmamakla birlikte hukuka uyarlığı tartışmaya muhtaçtır. Somut olayda ilgili belediyeler imar kanunu ve diğer mevzuat gereğince söz konusu aykırılıkları gidermeye zorlayıcı pek çok görev ve yetkisi mümkün iken, elektrik aboneliği talebinde bulunan kiracıya salt imara aykırılık nedeniyle başvurusunun reddi, kamu tekeliyle tüketicinin mağduriyetine sebebiyet vermekte ve hakkaniyete aykırı bir uygulamanın önü açılmaktadır.

 

                                                                                                              Av. Coşkun OĞUZHAN

 

 

 

Hukuk Genel Kurulu        

 2014/891E. , 2016/425K. 30.03.2016 T.

 

Taraflar arasındaki “abonelik sözleşmesi yapılması ” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; ..... Tüketici Mahkemesi tarafından davanın reddine dair verilen 18.05.2012 gün ve 2011/1131 E. 2012/295 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay ..... Hukuk Dairesinin 19.04.2013 gün ve 2012/23223 E. 2013/10249 K. sayılı ilamı ile; 


“…Davacı, Alemdağ Mah.981 Sok No: 17/8 Altındağ Ankara adresinde bulunan konutuna su aboneliği için davalı kuruma başvuruda bulunduğunu, ancak davalı kurumca binanın statik raporunun olmaması nedeniyle abonelik işleminin yapılmadığını belirterek mağduriyetinin giderilmesi için geçici elektrik (su) aboneliğinin yapılmasına karar verilmesini istemiştir.


Davalı, davanın reddini dilemiştir.


Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu binanın iskân izninin alınmadığı dosya içeriği ile sabittir. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 30 ve 31. maddeleri hükmüne göre, yapı kullanma izin belgesi bulunmayan yerlerde abonelik tesisi mümkün değildir. Ne var ki; davadan önce 26.7.2008 tarihli Resmi Gazetede yayınlanıp yürürlüğe giren ‘5784 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve Bazı Kanunlarda da Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 25.maddesinde 3194 Sayılı İmar Kanunu’na eklenen Ek Geçici 11. madde, “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar yapı (inşaat) ruhsatı alınmış ve buna göre yapılmış olup, kanalizasyon kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapılara yol, su, elektrik, telefon vb. gibi altyapı hizmetlerinden birinin veya birkaçının götürüldüğünün belgelenmesi halinde ilgili yönetmelikler doğrultusunda fenni gereklerin yerine getirilmiş olması ve bu maddenin yayımı tarihinden itibaren başvurulması üzerine, kullanma izni alınıncaya kadar geçici abonelik yapılabilir,bu halde elektrik ve su bağlanması abone için kazanılmış hak teşkil etmez. Ancak yapı ruhsatı alınmış ve buna göre yapılmış olma şartı 12.10.2004 tarihinden önce yapılmış olan yapılarla ilgili olarak uygulanamaz” hükmü getirilmiştir. 


3194 sayılı İmar Kanunu’na eklenen geçici 11.maddesi uyarınca dosyada dava konusu binanın yapı ruhsatının bulunduğu, aynı apartmanda başka bir daireye doğalgaz abonesi olunduğu yönünde faturaların bulunduğu, Ankara 3.Tüketici Mahkemesinin 2011/1161 esas sayılı dosyasında aynı apartmana geçici abonelik verilmesine ilişkin davada,yapı denetim firması tarafından yazılan yazı içeriğine göre;inşaatın %95 oranında tamamlandığı ,projeye aykırı bir işlemin olmadığı,statik raporun ve denetim raporlarının hazır olduğu,ancak yapı denetim hizmet bedeli yatırılmadığı için raporların belediyeye verilmediğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.O halde mahkemece, davanın kabulüne karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir...” gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

 

 

 

HUKUK GENEL KURULU KARARI 

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava; su aboneliğinin tesisi istemine ilişkindir. 
Davacı vekili, konutuna su aboneliği için davalı kuruma başvuruda bulunduğunu, ancak davalı kurumca binanın statik raporunun olmaması nedeniyle abonelik işleminin yapılmadığını belirterek mağduriyetinin giderilmesi için geçici su aboneliğinin yapılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının binaya ilişkin statik rapor ve hesap kesme işlemi yaptırmadan mahkeme kararı ile aboneliği gerçekleştirmeye çalışmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, “davaya konu binanın statik raporu olmadığından “ davanın reddine dair verilen karar, Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş; Yerel Mahkemece önceki kararda direnilmiştir.


Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.


Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; mevcut delillere göre davalı idarenin abonelik sözleşmesi yapmak zorunda olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.


Bilindiği üzere, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 30 ve 31. madde hükümlerine göre, yapı kullanma izin belgesi bulunmayan yerlerde abonelik tesisi mümkün olmayıp, dava konusu dairenin bulunduğu binanın yapı kullanma (iskan) izninin alınmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Ne var ki, su aboneliği tesisine ilişkin talep, aynı zamanda aboneliğin geçici olarak tesisi talebini de kapsadığından, somut uyuşmazlığın bu yönden de ayrıca incelenmesi gerekmektedir.


Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle konuya ilişkin mevzuatın açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.


26.07.2008 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5784 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 25. maddesi ile 3194 Sayılı İmar Kanunu’na eklenen Geçici 11. madde,


“Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar yapı (inşaat) ruhsatı alınmış ve buna göre yapılmış olup, kanalizasyon kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapılara yol, su, elektrik, telefon vb. gibi altyapı hizmetlerinden birinin veya birkaçının götürüldüğünün belgelenmesi halinde ilgili yönetmelikler doğrultusunda fenni gereklerin yerine getirilmiş olması ve bu maddenin yayımı tarihinden itibaren başvurulması üzerine, kullanma izni alınıncaya kadar geçici abonelik yapılabilir, Bu halde elektrik ve su bağlanması abone için kazanılmış hak teşkil etmez. Ancak yapı ruhsatı alınmış ve buna göre yapılmış olma şartı 12.10.2004 tarihinden önce yapılmış olan yapılarla ilgili olarak uygulanamaz" hükmünü içermektedir.


Öte yandan, ASKİ Tarifeler Yönetmeliği’nin 30/d maddesinin yollamasıyla, anılan Tarifenin “Abonelik türleri” başlıklı 6/h maddesi,


“…Abonelerin gruplandırılmasıyla, tarifelerin uygulama esasları aşağıda açıklanmıştır.
Geçici aboneler:
Yapı ruhsatı bulunup da, elektrik, doğalgaz ve telefon gibi kamu hizmetlerinin en az birinden yararlandığını ispatlamak koşuluyla, yapı kullanma izni için ilgili kuruma başvurulduğu halde izin verilmeme nedeninin;
-Sigorta prim veya vergi borçlarından kaynaklanması halinde tüm bağımsız bölümlere,
...
-Binanın oturulan bölümleriyle ilgili olmayıp çevre düzenlemesi gibi eksikliklerden kaynaklanması halinde tüm bağımsız bölümlere,
Yapı Kullanma İzni Belgesi alınıncaya kadar geçici olarak, kullanım türüne göre su verilen aboneliklerdir…”


Buna göre, yapı ruhsatı bulunup da elektrik, doğalgaz ve telefon gibi kamu hizmetlerinin en az birinden yararlandığını ispatlamak koşuluyla, yapı kullanma izni için ilgili kuruma başvurulduğu halde izin verilmeme nedenlerinin; sigorta prim veya vergi borçlarından kaynaklanması, binanın bazı kısımlarının yapı ruhsatına aykırı olması, binanın oturulan bölümleriyle ilgili olmayıp çevre düzenlemesi gibi eksikliklerden kaynaklanması halinde, geçici abonelik yapılacağı kabul edilmiştir.
Yeri gelmişken belirtilmelidir ki, yapı kullanma izni verilmesi için gerekli belgeler Ankara İmar Yönetmeğinin 97. maddesinde belirtilmiş olup, anılan madde uyarınca yapı izni verilebilmesi için aranan koşullardan biri de; yapının ruhsat eki projelere uygun olarak kısmen veya tamamen bitirildiğini belirten ve fenni mesuller ile yapı denetim kuruluşlarının denetçi mimar ve mühendisleri tarafından imzalanan raporun düzenlenerek, ibrazıdır.


Somut uyuşmazlıkta ASKİ’ ye yazılan yazıya verilen cevapta; Altındağ ilçesi Alemdağ Mah 981. sok no: 17 adresinde inşaat aboneliğinin mevcut olmadığı, öncelikle inşaat aboneliğinin yapılması tarifeler yönetmeliğinin 6 maddesinin (h) fıkrasına istinaden iskana müracaat yazısı, statik raporu ve kanal vizesinin ibraz edilmesi halinde abonelik işleminin yapılacağı bildirilmiştir.


Yapı denetim şirketine yazılan yazıya verilen cevapta, binanın oturmaya elverişli olmadığı bildirilmiştir.


Diğer yandan somut uyuşmazlıkta yapı ruhsatının 28.08.2009 tarihi olduğu anlaşılmıştır. 
3194 sayılı İmar Kanununun “Yapı Kullanma İzni” başlıklı 30.maddesi; “Yapı tamamen bittiği takdirde tamamının, kısmen kullanılması mümkün kısımları tamamlandığı takdirde bu kısımlarının kullanılabilmesi için inşaat ruhsatını veren belediye ve valilikten izin alınması mecburidir. Mal sahibinin müracaatı üzerine, yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğu ve kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediğinin tespiti gerekir.” Hükmünü içermektedir. Yine aynı kanunun “Kullanma İzni Alınmamış Yapılar” başlıklı 31. maddesinde de; “İnşaatın bitme günü, kullanma izninin verildiği tarihtir. Kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapılarda izin alınıncaya kadar elektrik, su ve kanalizasyon hizmetlerinden ve tesislerinden faydalandırılmazlar. Ancak, kullanma izni alan bağımsız bölümler bu hizmetlerden istifade ettirilir.” düzenlemesi yer almaktadır. Açıklanan yasa hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; yapı kullanma (iskân) izni verilmeyen veya alınmayan yapıların, izin alınıncaya kadar elektrik ve belediye (ferdi abonelik) hizmetlerinden faydalanamayacakları açıktır.


Hâl böyle iken, yasa koyucu; ülkemizde, yapı (inşâat) ruhsatı alınmadan inşa edilmiş ya da yapı (inşâat) ruhsatı alınmasına rağmen yapı kullanma (iskân) izni alınmamış birçok yapının bulunması nedeniyle yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere, 5784 sayılı Kanunun 25. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanununa eklenen geçici 11.madde ile bir istisna getirmiştir. Anılan geçici 11. maddeye göre “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe (26/07/2008) kadar yapı (inşâat) ruhsatı alınmış ve buna göre yapılmış olup, kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapılara; yol, elektrik, su, telefon, kanalizasyon ve doğalgaz gibi alt yapı hizmetlerinden birinin veya birkaçının götürüldüğünün belgelenmesi hâlinde, ilgili yönetmelikler doğrultusunda fenni gereklerin yerine getirilmiş olması ve bu maddenin yayımı tarihinden itibaren başvurulması üzerine, kullanma izni alınıncaya kadar ilgili mevzuatta tanımlanan ait olduğu abone grubu dikkate alınarak geçici olarak su ve/veya elektrik bağlanabilir. Bu kapsamda, ilgili belediyeden dağıtım şirketlerine elektriğin kesilmesi talebinin söz konusu olması hâlinde aboneliği iptal edileceğinden, su ve/veya elektrik bağlanması herhangi bir kazanılmış hak teşkil etmez. Ancak, yapı (inşâat) ruhsatı alınmış ve buna göre yapılmış olma şartı 12/10/2004 tarihinden önce yapılmış olan yapılarla ilgili olarak uygulanmaz. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan abonelikler de ait olduğu gruba dönüştürülür”. Hükmü yer almaktadır. 
Madde içeriğinden de görüldüğü üzere; yasa koyucu, getirdiği istisnanın uygulanma süresini sınırlandırmakla yetinmemiş; ayrıca, kanunun uygulanmasını bazı şartların gerçekleşmiş olmasına da bağlamıştır. Bu nedenle, geçici abonelik tesisi işlemlerinde; kanunda sayılan şartların tamamının mevcut olduğu işlemin tesis edilmesini isteyen kişi tarafından ispat edilmeli; ayrıca, işlemi tesis edecek kuruluşlar (ve dava yolu ile tesis edilmesi istenildiği takdirde mahkemece) tarafından da süre sınırının aşılıp aşılmadığı denetlenmelidir.

5784 sayılı Kanunun 25. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanununa eklenen geçici 11. maddeyle, yapı (inşâat) ruhsatı bulunan; ancak, gerekli koşulları yerine getirmediği için “iskân” yani oturma izni bulunmayan binalara elektrik ve su bağlanmasının yolu açılmıştır. 12/10/2004 tarihi ile 26/07/2008 tarihleri arasında yapı (inşâat) ruhsatı alınmış ve buna göre yapılmış olup, kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapılara; yol, elektrik, su, telefon, kanalizasyon, doğal gaz gibi alt yapı hizmetlerinden birinin veya birkaçının götürüldüğünün belgelenmesi hâlinde, ilgili yönetmelikler doğrultusunda fenni gereklerin yerine getirilmiş olması ve kanunun yayımı tarihinden itibaren başvurulması üzerine, kullanma izni alınıncaya kadar ilgili mevzuatta tanımlanan ait olduğu abone grubu dikkate alınarak geçici olarak su ve/veya elektrik bağlanabilir. Ancak, yapı (inşâat) ruhsatı alınmış ve buna göre yapılmış olma şartı 12/10/2004 tarihinden önce yapılmış olan yapılarla ilgili olarak uygulanmaz.


12/10/2004 tarihinden önce inşa edilen yapılarda yapı (inşâat) ruhsatı alınmış olma şartı dahi aranmamaktadır. Diğer bir deyişle 12/10/2004 tarihi ile 26/07/2008 tarihleri arasında yapı (inşâat) ruhsatı alınmış ve buna göre yapılmış olan yapılar için kanunen aranan koşullar 12/10/2004 tarihinden önce inşa edilen yapılar için aranmayacaktır. Yani 12/10/2004 tarihinden önce binanın yapıldığının ispatı şartıyla geçici su veya elektrik aboneliği verilmesi amir hükümdür. Geçici elektrik veya su aboneliğinin tesisi için yapının 12/10/2004 ten önce yapıldığının ispatı ve oturmaya elverişli olması gerekli ve yeterlidir, bunlar dışında başka bir şart aranmaz. 


Somut uyuşmazlıkta yapı ruhsatı 28.08.2009 tarihli olup; istisnai sürenin dışındadır. Bu nedenle süre koşulu gerçekleşmediğinden davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından direnme kararının onanması gerekir. 
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında bir kısım üyeler tarafından, talep edilen aboneliğin geçici su aboneliği olduğu, davacının mağdur edilmemesi için davanın kabul edilmesi gerektiği görüşü dile getirilmiş ise de ; bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler gözetilerek yerel mahkemece verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olup onanması gerekir.


SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının ONANMASINA, 30.03. 2016 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ


Dava, tüketici hukuku kapsamında oluşan bir muarazadır. Bu nedenle uyuşmazlığın bu yönde değerlendirilmesi ve sonuçlandırılması gerekmektedir. 


Davacı kiracısı bulunduğu altındağ Mahallesi 981. sokak no; 17/8 adresinde kiracı olduğu taşınmazda su aboneliği tesisi için başvuruda bulunduğunu, ancak binanın statik raporunun olmaması nedeniyle su aboneliğinin tesis edilmediğini, geçici abonelik tesisini istemiştir. 
Davalı binaya ilişkin statik rapor ve hesap kesme işlemi yapılmadan aboneliğin gerçekleştirilemeyeceğini savunmuştur. 


Mahkemece saptanan delillere göre binanın statik raporunun bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş, kararın temyizi üzerine Yüksek 13. HD.nun kararıyla bozulmuş, bozma kararına mahkemece direnilmiş, direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, karar Hukuk Genel Kurulu'nun önüne gelmiştir. 


Öncelikle davanın dayanağını açıklamak zorunluluğu bulunmaktadır. 
Davaya uygulanması gereken 3194 sayılı Yasa'nın geçici 11. maddesidir. 
Yasa maddesi aynen şu şekildedir. 


"Geçici Madde 11-(Ek; 9.7.2008 -5784/25.md.) (26.7.2008 RG)
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar yapı (inşaat) ruhsatı alınmış ve buna göre yapılmış olup, kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapılara; yol, elektrik, su, telefon, kanalizasyon, doğal gaz gibi alt yapı hizmetlerinden birinin veya birkaçının götürüldüğünün belgelenmesi halinde, ilgili yönetmelikler doğrultusunda fenni gereklerin yerine getirilmiş olması ve bu maddenin yayımı tarihinden itibaren başvurulması üzerine, kullanma izni alınıncaya kadar ilgili mevzuatta tanımlanan ait olduğu abone grubu dikkate alınarak geçici olarak su ve/veya elektrik bağlanabilir.Bu kapsamda, ilgili belediyeden dağıtım şirketlerine elektriğin kesilmesi talebinin söz konusu olması halinde aboneliği iptal edilebileceğinden, su ve/veya elektrik bağlanması herhangi bir kazanılmış hak teşkil etmez. Ancak yapı (inşaat) ruhsatı alınmış ve buna göre yapılmış olma şartı 12.10.2004 tarihinden önce yapılmış olan yapılarla ilgili olarak uygulanmaz. 


Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan aboneliklerde ait olduğu gruba dönüştürülür."
Maddenin sadece tüketici bazlı olmadığı diğer aboneliklerde de uygulanacağı tartışmasızdır. 
Maddenin yazılışında "bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar yapı ruhsatı alınmış cümlesi bu tarihten sonraki yani yasanın yürürlüğe girdiği 26.7.2008 tarihindne sonra yapı ruhsatı alınmış binalarda geçici abonelik tesis edilip edilmeyeceği yasada boşluk olarak düşünülmelidir. Geçici aboneliğin amacı iskan ruhsatı olmayan binalarda kullanıcıların mağdur olmaması için yasa koyucu tarafından konulduğu anlaşılmaktadır. Ancak bu tarihten sonra yapı ruhsatı alınmış binalarda ne şekilde işlem yapılacağı askıda bırakılmıştır. Böyle bir durumda TMK.nun 1. maddesi uyarınca Hakimin boşluğu doldurması gerekir. Gerçekten de, bu tarihten sonra yapı ruhsatı alınmış bir konutta abonelik tesis edilememiş ise, geçici 11. madde uyarınca geçici abonelikten varsa diğer şartları da taşıyorsa yararlanması gerek genel hükümler gerekse Tüketici Hukuku'nun ruhuna uygundur. 
Kaldı ki, maddenin son cümlesinde, 12.10.2004 tarihinden önce yapılmış olan yapılarda ruhsat alınma şartı dahi gerek görülmemiştir. 


Yapı ruhsatı alınmayan bir kısım binalarda geçici abonelik kabul edildiği halde, maddenin yürürlüğe girmesinden sonra alınan yapı ruhsatına rağmen geçici abonelik verilmemesi çelişki oluşturmaktadır. 
Yapı ruhsatının dava tarihinden sonra alındığı da dosya kapsamından anlaşılmaktadır. 
Geçici 11. maddedeki diğer koşulların da gerçekleştiği, örneğin su, elektrik, doğal gaz gibi alt yapı hizmetlerinden birinin veya birkaçının götürüldüğünün belgelenmesi halinde, ve fenni gereklerinin yerine getirlmiş olması yani yapının fen ve tekniğine uygun yapıldığının anlaşılması halinde geçici abonelik verileceği kuşkusuzdur. 


Öte yandan konunun Tüketici Hukuku yönünden de değerlendirilmesi gerekmektedir. 
Dava tarihinde 4822 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki 4077 sayılı Yasa yürürlüktedir. 
4077 sayılı Yasa'nın "amaç" başlıklı 1. maddesi; "Bu kanunun amacı, kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, aydınlatıcı, eğitici, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı önlemleri almak ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konudaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmelerini teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir." 


Anılan yasa dava ve karar tarihinde yürürlükte bulunduğuna göre, bu yasa hükümlerinin dikkate alınması ve tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkartalırın koruyucu, önlemlerin alınması yönündeki düzenlemesi de gittikçe gelişen tüketicinin korunmasına ilişkin düşünceler doğrultusunda değerlendirme yapılmalıdır. 


Nitekim; Anayasamızın 172. maddesinde; "Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirleri alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişmlerini teşvik eder." düzenlemesi yaıplmıştır. Anayasada yapılan düzenlemeler, 6502 sayılı TKHK, TBK, TTK ve diğer kanun hükümleri ile tüzük ve yönetmelikler uygulanırken her zamanda hatırda tutulmalıdır.Tereddüt halinde tüketici lehine yorum kuralına uygun hareket edilmesi zorunludur.


Tüketici işlemi niteliğinde olan abonelik sözleşmelerinde, sözleşmenin taraflarından biri daimi tüketici, karşı taraf ise mal veya hizmet veren satıcı veya sağlayıcıdır. Bu tür sözleşmelerde sözleşmenin karşı tarafı çoğu zaman o ürünü tekel niteliğinde elinde bulunduran, satan veya hizmet veren bir kamu kurumu veya kuruluşudur. Örneğin, Su, doğalgaz ve elektrik aboneliklerinde bu hizmeti veren çoğunlukla ilgili belediye veya ilgili Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlardır(su için Ankara'da ASKİ, İstanbulda İSKİ, Eskişehirde ESKİ vb.) ( Tüketici Hukuku, Hakim İlhan Kara, sh. 1072) 
Bu tür aboneliklerle ilgili kamu kuruşlarının tekel oldukları ve bu tür sözleşmelerin iltihaki niteliğinde bulunduğu, konut sahipleri yada kiracıların başka kurumla abone sözleşmesi yapma imkanının bulunmadığı da bilinmektedir. 


Öte yandan, davacı konusu binanın iskan raporunun alınması için yapı denetim firmasının alacağını alamadığı ve bu nedenle de iskan raporunun düzenlenmediği, bu sebeple esasen abonelik tesis edildiği dosya kapsamıyla anlaşılmaktadır. Binanın statik yönden iskana elverişli olduğu da anlaşılmaktadır. Yapı denetim bedelinden de iş sahiplerinin sorumlu olduğu konusunda bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır. Bu bedelden iş sahipleri sorumlu olduğuna göre, davacı kiracının sorumlu olmadığı bir bedeli ödeyip, iskanın alınmasını sağlayacak bir sonuç dosya kapsamına uymamaktadır. 


Diğer yandan davalı tarafın söz konusu binanın statik raporunun alınmadığı ve ilişik kesme işlemi yaptırmadığından bahisli aboneliğin tesisinin mümkün bulunmadığı savunulmaktadır. 
Davacı kiracının statik raporu alma gibi bir yükümlülüğü bulunmadığı gibi ilişik kesme belgesi de kiracıya yüklenemez. Esasında Borçlar Kanunu'nun kiraya ilişkin hükümlerinde sözü edilen eksikliklerin tamamen kiralayanın yükümlü olduğu tartışmasızdır.


Öte yandan bu konuda 2003 yılına kadar temyiz incelemesi yapan Yüksek 13. Dairesi, bu yönde pek çok karar vermiş ve yapı ruhsatının alınmasıyla koşulların gerçekleştiği görüşüyle geçici abonelik tesisi istemini diğer şartları da varsa kabul eden kararları onamış, aksi kararlar ise bozulmuştur. 
Hukuk düzeninin istikrarlı olması gözetildiğinde de, emsal kararlar da bulunduğundan bu yönde uygulama yapan Dairenin uygulamasının doğru olduğu ve davacının da kiracı olduğu nazara alındığında, en başta gelen ihtiyaçlardan olan su ihtiyacının başka türlü de karşılayamayacağı anlaşıldığından geçici abonelik tesisi isteminin kabulü gerekir. 


Temel ihtiyaç olan su ihtiyacını yasa dışı yöntemlerle karşılama yolunu açacak bir uygulama hukuk düzeniyle bağdaşmaz. Kiracının başka türlü yani taşıma suyla ihtiyacını gidermesi beklenemez. 
Kaldı ki, geçici abonelik tesis edilmesi istenmiş olup, ileri de binanın iskan ruhsatı alınamaması halinde kaçak bina işlemi göreceği ve kesin abonelik tesis edilemeyeceği, anlaşıldığından kararın bozulması gerektiğini düşündüğümden, aksi yöndeki görüşlere katılamıyorum.

Consumers Problems About Temporary Subscription To Utility Services